13/1/2010 - HAVA AYAZ
Hava ayaz!
Günlerdir güneş yüzünü saklıyor
yüz görümlüğü isteyen gelin sanki,,,
bulutları çekmiş üzerine kalın bir duvak gibi ...
Üşüyor bahçede ki incir ağacı
dalına konmuş, bir minik serçe o da üşüyor...
Hava ayaz!
içeride, yanan soba
dışarıyı ısıtmıyor dal üşüyor toprak üşüyor,,,
Her şey üşüyor...
Hadi güneş aç duvağını göster yüzünü
gülsün yüzün mutlu bir gelin gibi
dağılsın bu, buz gibi kasvet.
(Gül)
|
Yorum (4) ::
Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/12/2009 - GEÇ KALMIŞ OLMAYALAIM
Neden sahi mutluluk hedeflerimiz hep uzaktaki olur...?
****
Bir araba sahibi olmak mı? Ya da bir ev ? Yoksa evlenince mi mutlu olacağınızı düşünüyorsunuz? İyi bir işe ne dersiniz?
Mutluluk yolculuğunun değerli yolcuları;
Düşünün o çok istediğiniz, uğruna gecenizi gündüzünüze katarak elde ettiğiniz ve "o benim olursa en mutlu ben olurum" dediğiniz hedeflerinizi...
O çok istediğimiz elbiseyi aldınız sırtınızdan düşmedi.Bir gün, iki gün , üç gün... Ya sonra? Bitti! Artık vitrinde gördüğümüz o deri ayakkabı var aklımızda... Bir alabilsek başka ne isteriz ki? Ama onun da sonu aynı son, o bitecek. Bu sefer bir başkası..
Nefsimiz arsız bir çocuk gibi önce birşey istiyor, ona istediğini verene kadar onun için çıldırıyor ama elde edince tüm arzusu hevesi bir süre sonra sönüveriyor. Artık yeni bir şey istiyor. "Onunla mutlu olacakmış!???"
Hayat böyle değil mi "Mutluluk Yolculuğu"nun değerli yolcuları? Önce bir liseyi bitireyim diplomayı alayım diyoruz, sonra bir de üniversite sınavını kazanayım, 4 yıllık bölüme kapağı atayım istiyoruz. Uğraşıyoruz didiniyoruz. Güç bela giriyoruz üniversiteye.
Şu vizeler bir bitse rahatlayacağız. Vizeler biter. Bu sefer de finaller. Vizeydi finaldi derken bir mezun olsak..
Mezun da olduk; Ah bir işe girsem benden mutlusu yok!
İşe girdik ; "Bi terfi edemedik yahu şu patron bir zam verse daha ne isterim ki?"
O da oldu. Güzel, hayat tıkırında gidiyor. Evlenince mutlu olacağım; Evlendik.
Bir çocuğum olursa mutlu olacağım; kızımız oldu. (Allah bağışlasın...)
Ama, bir oğlum olsun bak! Dünyalar benim olacak.
Var ya! Şu bizim oğlan bir Anadolu lisesi sınavlarını kazansın, çok MUTLU olacağım.
Varımızla yoğumuzla gece gündüz demeden daha rahat, daha lüx bir hayat için çırpındık. Evladımız üniversiteyi hayırlısıyla bir bitirsin, eli ekmek tutsun gayri rahatım sonrası.
Tamam o da oldu.
Ah! Evladımın bir mürrüvetini görsem; Allah'tan başka ne isterim ki?"torun" ?
....seneler geçer.
Hayat, kadın için çamaşır, bulaşık, yemek, temizlik, iş çemberinde dönerken adam sabah 8:00 akşam 5:00 mesaisinde. Gelince yemek, biraz televizyon ve uyku. Bu kısır döngüde, mutluluk seraplarının peşinde koşarken zaman avuçlarımızdan apansızca kayıp gitmiş. Ve bir de bakmışız ki son istasyondayız...
Ne gençliğimizden ne dinçliğimizden eser kalmamış. Arkamıza dönüp baktığımızda, geride kalmış 70 yıl... Ama elde avuçta, ulaşılamamış bir "mutluluk" adresi...
Hayatınızın gidişatı böyleyse, son istasyona vardığınızda ben aslında "MUTLULUĞU" arıyordum demek için çok geç olmadan, mutluluk seraplarının peşinden koşmayı bırakıp mutluluğu gerçekten olduğu yerde aramanın ve bu koşuşturmada içerisinde her gün bizim için doğan güneşin ışıltılarının artık farkına varmanın zamanı gelmedi mi sizce de?
Ne dersiniz? sevgiler...(ALINTI)

|
Yorum (yok) ::
Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/12/2009 - BAKIŞ AÇISI.
Bir varmış bir yokmuş, kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç kıl saç görmüş. "Hımm, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım!!.."
Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!!...
Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, Kafasında iki tel saç kalmışmış...
"H-M-M," demiş,
"Bugün saçımı ikiye ayıracağım demiş..."
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş...
Bir ertesi gene kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
"Tamam, tamam demiş...artık bugün at kuyruğu yaparım..." Öyle de yapmış, ve çok çok güzel bir gün geçirmiş...
Daha bir ertesi,
aynaya baktığında,
Kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!!!.
"WoW!" diye bağırmış.
"Bugün saç derdim yok!!!!"
Bakış açısı herşeydir!!!.
Gerektiğinden kibar ol!!!,
Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten!!!!.
Basit yaşa,
cömertçe sev,
yürekten düşün sevdiklerini,
Tatlı konuş.......
Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki!...
Yağmurda dansetmeyi becerebilmektir!!!!!!.
|
Yorum (1) ::
Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/12/2009 - EY SEVGİLİ!
Ey sevgili!!!
yağmurlarla gel, gittiğin yerden…
gözyaşım gibi yakın,
tende eri ak kanıma karış,,,
hapsedeyim damarlarıma bende kal!
Ta ki, bu can bedenden çıkıncaya dek…
Ey sevgili!
Sana sesleniyor yüreğim çığlık, çığlık…
Dön artık dön, dön de bir bak!
Hasretinden yandı kavruldu,
yürek perişan bitap…
gül 
|
Yorum (2) ::
Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/12/2009 - ÖLÜNCE ÖLMÜŞ MÜ OLUCAZ?
Karanlıktaymışlar. İki embriyo, bir ana rahminde... Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde... Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece... Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş. Elleri, ayakları belirginleşmiş. Gözleri çıktıkça meydana, İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş... Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu... Sıcak, ıslak, sevgi dolu... 'Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki' demişler, '...bize ne mutlu...' Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler. Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler. Onları besleyip büyüten kordonu fark edince O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine şükretmişler. Sonra başlamış bir varoluş tartışması: 'Bu raya nereden geldik, biz nasıl olduk' diye sormuş ikizler... 'Ann emiz' demiş biri, 'O bizi var etti, bize can verdi.' Ne biliyorsun' diye itiraz etmiş öteki, 'Sen hiç Anneni görmedin ki...': Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir.' Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler. Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler. Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların... Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın... Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek; Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek. '- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz' diye fısıldamış ikizlerden biri efkarla... '- Ben gitmek istemiyorum' diye diretmiş öteki; 'doyamadım ki daha hayata...' '- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra hayat vardır.' Sormuş karamsar olan: '- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra başımıza neler gelecek?' Şiirle cevaplamış iyim ser olan: 'Birçok giden/ memnun ki yerin den/ çok seneler geçti/ dönen yok seferinden...' Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış. Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış. Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar. Ve 'ömrümüz bitti' diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar. Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu, Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.
hayatı sadece dünyadan ibaret sananlar gibi, yaşamlarının sadece ana rahminde olduğunu ve doğunca öleceklerini sanıyorlar..
Kimbilir belkide bizde yanılıyoruz onlar gibi.. Ölünce ölmüş değil, belkide d oğmuş olacaz.. Nerden bilebiliriz ki!
CAN DUNDAR

|
Yorum (2) ::
Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|